Firma Sahiplerinin ve Yöneticilerinin Yaptığı 4 Temel Hata

Ticari işletme sahipliği/yöneticiliği baştan çizilmiş katı işletme politikalarını uygulayabilme kararlılığı gerektirir. İşletmelerin bireylerden bağımsız olduğunu, tek kazanın kendisi değil tedarikçiler, çalışanlar ve iş ortaklarıyla birlikte kazan-kazan sistemi içerisinde işlemesi gerektiğini bilerek politikalar oluşturulmalı. İşletme Politikası oluşturmayan veya uygulamayan işletmeler için bazı problemleri doğurabilir. Firma sahipleri ve yöneticilerin yaptığı temel 4 hatayı değineceğim.

  1. Firmalar Yönetilirken Ayrı Bir Kişiliği Olduğu Unutulmamalı

                Çoğu işletme sahibi(şahıs işletmeleri hariç) veya yöneticisi firma içi kaynakların firma dışına aktarılmasını olağan bir durum olarak görmesi firmadan gereksiz kaynak çıkışına neden olmaktadır. Bu durum şirket kaynaklarının verimli yönetilmemesi ve ekstra maliyet doğurmasına neden olmaktadır.

                Örneğin şirket ortaklarına ve/veya yakınlarına ait faturaların, aboneliklerin şirket hesaplarından ödenmesi durumunda, muhasebe kayıtlarında ödemelerin tekrar firma ortaklarına transfer edilmesi gerekecektir. Bu durumda firmadan çıkartılan nakit kaynağın karşılığı olarak ilgili firma ortakların hesabına alacak kaydı yapılır. Dönem sonlarında ise bu hesaplara adat hesaplaması yapılarak, hesaplara ekstra faiz geliri ve KDV yansıtılacaktır.

                Kaba bir hesap ile ortaklardan alacak hesabında bırakılan 800.000,00TL bakiye için tahakkuk edecek 100.000,00TL faiz geliri ve dolayısıyla %25’i kadar kurum vergisi ile birlikte 18.000,00TL KDV yani toplamda 43.000,00TL vergi yükü yansıtılmış olacaktır.

2. Çalışanların Brüt Ücretlerinin Düşük Gösterilmesi Çift Yönlü Zarardır

                Firmaların yanlış insan kaynakları ve maliyet yönetimi nedeniyle entelektüel sermayeleri için katlanılan maliyetlerin yersiz külfet olduğu yanılgısına kapılmaktadırlar. Örneğin çalışanların brüt maaşlarının düşük gösterilerek devlete daha düşük sigorta primlerinin ödenmesi dar pencereden bakıldığında kâr olarak görülse de dönem sonlarına bu durum pek de öyle olmamaktadır.

                Şöyle ki gösterilen brüt ücret içerisindeki işveren paylarının kurum kazancından indirilerek vergi matrahından düşürülmemesinin yanında işçinin sadakatinin yitirilerek performans düşüklüğü hatta iş davalarına kadar uzayabilmektedir.

3. Finansal Yönetim Hatası

                İlk başta da anlattığımız gibi firma kaynaklarını şahsi harcamaları için kullanan firma ortakları, işletmenin ihtiyaç duyduğu net işletme sermayesinin erimesine dolayısıyla acil nakit ihtiyaçlarından finans kuruluşlarından maliyeti mukabilinde nakit sağlamak zorunda kalmaktadırlar. Düşük tutarlarla başlayan bu finansman işlemleri, tutarların büyümesiyle finansman maliyetinin artmasına neden olmaktadır.

Yetkin bir finansal yönetim oluşturulmadığı takdirde firmanın kâr almaktan ziyade faaliyetine devam edebilmek için faiz ödeme zorunluluğu altında kalmasına neden olacaktır. Öyle ki günümüz şartlarında %50’lere varan faizlerle KMH, BCH ve DBS hesaplarına maruz kalınmaktadır. Durumun kontrolden çıkması enflasyonist ortamda içten bile değildir ve bu durum giderek kötüleşir, ortağı olduğunuz firmayı sizindir ancak o firma artık finans kuruluşlarına aittir.

4. Vergi Planlamasının Yapılmaması

                Uygulanabilirlik çerçevesinde ilgili vergi mevzuatlarından, kamu desteklerinden ve teşviklerinden faydalanarak yasal yollarla firma açısından vergi yükünün azaltılması amaçlanır. Her ölçekteki işletme için dar bir pencerede ele alınması mümkün olmayan vergi planlaması alanına hâkim kişilerden oluşan bir ekip tarafından hazırlanmalıdır.

                Vergi planlamasının olmaması, gereksiz vergi yükü ve bu yükü absorbe edebilmek için yapılan tehlikeli yönelimleri beraberinde getirecektir. Vergi planlamasının oluşturulamayacağı veya uygulanamayacağının en iyi göstergesi düşük muhasebe ücretleridir. Faydalı hizmetlerin düşük ücretlere alınamayacağı aşikardır.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.